Gezdiğim Yerler, Sevdiğim Yemekler

Giriş

Yemek yapmayı iki yıl öncesine kadar hiç bilmezdim. Aslında hala bildiğim bir yemek yapma tekniği yok, bu işe de pek bir karman çorman ordanburdan el attım. O yüzden yemek yapma hobim olmasına karşın, kitaplara bakmadan nefes bile almam. Kahveyi iyi yaparım ama o ayrı, ona da gireceğim bir ara.

Neyse; bu arada sırada uyguladığım hobimin kökeniyle ilgili her şey ben çocukken başladı ( konuya ne güzel yerden girdim değil mi ? ). Ben küçük yerde büyüdüğüm için bizim oralarda ööle mekdonalts mekmomalts falan bulunmaz idi. Okulların 15 günlük ara tatilinde, İstanbul'a teyzemgilleri ziyarete geldiğimizde ailecek Cadde-i Kebir'e gider, caddenin meydana yakın sarı renkli binasında ikamet eden Mcdonalds'ta yemek yiyip, Melek sineması'nda film izlemeye giderdik. Küçüklüğün de etkisi ile, o yediğim ve caanı güzel dediğim hamburgerleri kendi evceğzimde de yemeyi çok istemiştim. Pek tabii ki marka felan bilmiyor, karşısındaki borsa lokantasını da başka bir hamburgerci zannediyor idim. Bana kalırsa oradaki her bir lokanta hamburgerciden oluşuyordu. O yüzden annemin evde yaptığı sağlık dolu yağsız hamburgerciklerini de ağız tadıyla yiyordum. 

Bu anneburger hamburger menüm, o dönemde yeni çıkmış uno hamburger ekmeği, yağsız dana etinden yapılmış yassı köfte, cheddar peyniri, domates, ketçap, mayonez, marul ile soğandan oluşan bir hamburger; az biraz patates kızartması, tonik ( tonik zararlı dendi diye kısa sürede bırakıldı ) ya da maden suyu ile karıştırılmış sıkılmış meyve sularından yapılan bir içecek ile tamamlanıyordu. 

Bir tarif bile değil yukarıda yazdıklarım, aslında tarif de önemli değil benim için. O mutluluğu eve getirmek; orada bir daha yaratmak, evet ben bir zamanlar bir yerde sevdiklerimle mutluydum demek, tattığım her lokmada...
Çünkü insan unutuyor bir zaman sonra o güzel anları, tekrarlamaya tekrarlamaya.
Vallahi de billahi de unutuyor...